AİHM’nin Cumhuriyet davası kararı kesinleşti: Türkiye, hak ihlalleri nedeniyle 8 başvurucuya 16’şar bin Euro ödeyecek

AİHM’nin Cumhuriyet davası kararı kesinleşti: Türkiye, hak ihlalleri nedeniyle 8 başvurucuya 16’şar bin Euro ödeyecek

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), 31 Ekim 2016’da yapılan operasyon sonunda tutuklanan Cumhuriyet Gazetesi’nin eski yönetici ve yazarlarıyla ilgili davada verdiği, Türkiye’nin başvurucuların ifade özgürlüğü hakkı ile kişi özgürlük ve güvenliği haklarını ihlal ettiğine yönelik kararı kesinleşti. Buna göre, Türkiye, 8 başvurucuya 16’şar bin Euro tazminat ödeyecek. AİHM’nin verdiği mahkumiyet kararına Türkiye itiraz etmedi. Başvurucular ise söz konusu hak ihlallerinin yanı sıra, Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesi uyarınca, operasyonun siyasi nedenlerle yapıldığı, başvurucuların bu nedenle tutuklandığı gerekçesiyle de mahkum edilmesi için itirazda bulundu. AİHM Büyük Daire ise çok istisnai olarak uygulanan 18. maddenin bu davada uygulanmasına gerek görmedi. Böylece, Türkiye aleyhindeki karar kesinleşmiş oldu.

AİHM, Cumhuriyet davasında, Türkiye’deki basın özgürlüğü ile ilgili çarpıcı yorumlara imza atarak, hak ihlali tespitinde bulunmuştu. Kararda, Cumhuriyet gazetesinin eski yazar ve çalışanlarının makul gerekçe olmaksızın gözaltına alınarak tutuklandığı belirtiliyordu.

Söz konusu davada, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi, aylarca tutuklu kalan gazetecilerle ilgili yargılama sonunda, “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte terör örgütüne yardım etmek” suçundan Akın Atalay‘a 8 yıl 1 ay 15 gün, Orhan Erinç‘e 6 yıl 3 ay, Hikmet Çetinkaya‘ya 6 yıl 3 ay Murat Sabuncu‘ya 7 yıl 6 ay, Bülent Utku‘ya 4 yıl 6 ay, Önder Çelik‘e 3 yıl 9 ay, Musa Kart‘a 3 yıl 9 ay, Hakan Karasinir‘e 3 yıl 9 ay, Mustafa Kemal Güngör‘e 3 yıl 9 ay, Güray Öz‘e 3 yıl 9 ay, Aydın Engin‘e 7 yıl 6 ay hapis cezası vermişti. Ahmet Şık da 7 yıl 6 ay ceza almıştı. İstinaf mahkemesi, yargılama süreçlerinde tahliye edilen gazetecilerin bu cezasını onadı. Yasadaki gariplik nedeniyle, 5 yılın üzerinde ceza alanların temyize tabi olduğundan Yargıtay’a giderken, 5 yılın altında ceza alan gazetecilerin dosyası kesinleşti. Bu isimler cezaevine konuldu. Yargıtay, aylarca bekledikten sonra dosyayı ele aldı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, gazetecilerin aylarca hatta yıllarca tutuklu kalmasına neden olan davada, “Suç yok, yanılgı var” tespitinde bulundu. Yargıtay, Ahmet Şık dışındaki isimler yönünden davanın ‘beraat’ ile sonuçlandırılmasını istedi. Şık için ise farklı bir suçtan işlem yapılması kararını verdi. Bu kararla, 4 ay daha fazladan cezaevinde kalan, 5 yılın altında ceza almış isimler Önder Çelik, Bülent Utku, Güray Öz, Musa Kart, Hakan Karasinir de tahliye edildi.

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi ise kararın kanıtlara dayanmadığını, yanılgıya düşüldüğünü belirten Yargıtay’ın aksine, yeniden görülen davanın ilk duruşmasında ilk kararında direndi. Mahkemeye göre, vicdani olarak suçlu olduklarına yönelik tam bir kanaat oluşmuştu. Kanıtlar yeterliydi. Dosyanın yeniden Yargıtay’da karara bağlanması beklenmeye başladı.

“Makul gerekçe yok”

AİHM, davayı bu aşamada karara bağladı. Başvuran 10 isim tahliye edildikten, dosya Yargıtay’a gidip döndükten, bu isimlerin tamamı Cumhuriyet gazetesinden ayrıldıktan, başvurunun üzerinden 3,5 yıl geçtikten sonra verilen kararda, Murat Sabuncu, Akın Atalay, Ahmet Kadri Gürsel, Hacı Musa Kart, Önder Çelik, Turhan Günay, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Karasinir, Güray Tekin Öz ve Bülent Utku’nun başvurusu haklı bulundu. Kadri Gürsel ve Turhan Günay hariç 8 başvuruyu görüşerek karara bağlayan AİHM, bu iki ismin başvurusunu ise Anayasa Mahkemesi’nin daha önce hak ihlali kararı vermiş olması nedeniyle karara bağlanmadı.

AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, ifade özgürlüğünü düzenleyen 10’uncu maddesi, kişisel özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5/1 maddesine aykırı fiilde bulunduğu gerekçesiyle, Türkiye’yi suçlu buldu. Mahkeme, 8 sanığa 16’şar bin Euro tazminat ödenmesine hükmetti.

Kararda, “Mahkeme, özellikle başvuranların cezai olarak sorumlu tutuldukları müdahalelerin halihazırda bilinen gerçekler ve olaylara ilişkin kamuoyunda yapılan tartışmaların bir parçası olduğunu, geleneksel özgürlüklerin kullanımında analiz edildiklerini ve siyasi alanda şiddet kullanılmasını teşvik edecek hiçbir ifade içermediklerini kaydetmiştir. Başvuru sahiplerinin şiddet isteyen terör örgütlerinin yasadışı amaçlarına hizmet ettiklerine dair herhangi bir kanıt ya da belirti tespit edilmiştir. Bu nedenle AİHS’in 10’uncu maddesine aykırı davranıldığı tespit edilmiştir” denildi.

Dosya incelemesinin ardından Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticilerinin suçlanması için “makul bir gerekçe olmadığının” da belirtildiği AİHM kararında “Sonuç olarak, mahkeme, ilgili 8 başvuranın, cezai bir suç işlediğinden şüphelenmek için makul nedenlerin bulunmaması nedeniyle, Sözleşme’nin 5/ 1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir” ifadesine de yer verdi.

Karar kesinleşti

Haber nedeniyle gazetecilerin tutuklanamayacağını kayıt altına alan bu karara Türkiye itiraz etmedi. Başvurucular ise davayı kazanmış olmalarına rağmen, AİHS’nin 18. Maddesi uyarınca da haklarının ihlal edildiğinin kayıt altına alınması için karara itiraz etti. İstisnai olarak uygulanan bu madde, tutuklama vb. yaptırımların siyasi nedenlerle yapılmasını düzenliyor. Türkiye, tarihinde iki kez, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala dosyalarında bu maddeden mahkum olmuştu. Ancak AİHM Büyük Daire, bugün yaptığı görüşmede, itirazı reddetti ve ayrıca bu maddeden ihlal kararı verilmesine yer olmadığına hükmetti. Böylece Cumhuriyet davası, daha önce verilen tarihi nitelikteki kararla kesinleşmiş oldu.