TBMM Başkanı Şentop, Asala tarafından şehit edilen diplomatlar ve ailelerinin kabirlerini ziyarette konuştu: (2)

TBMM Başkanı Şentop, Asala tarafından şehit edilen diplomatlar ve ailelerinin kabirlerini ziyarette konuştu: (2)

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, “Ne zaman Türkiye’nin hasımları, düşmanları, Türkiye aleyhine açıklamalar yapıyorsa bir tavır içerisine giriyorsa HDP’nin de onlarla birlikte hareket ettiğini maalesef görüyoruz.” dedi.

Şentop, Ermeni terör örgütü Asala tarafından şehit edilen diplomatlar ve ailelerinin Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki kabirlerini ziyaret etti.

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Şentop, HDP’nin 1915 olaylarına yönelik açıklamasının hatırlatılması ve bununla ilgili değerlendirmelerinin sorulması üzerine, HDP’nin Türkiye’de hukuken kurulmuş bir siyasi parti olmasına rağmen Türkiyeli bir siyasi hareket gibi konuşmadığını, söylemlerini buna göre ortaya koymadığını belirtti. Şentop, “Ne zaman Türkiye’nin hasımları, düşmanları, Türkiye aleyhine açıklamalar yapıyorsa bir tavır içerisine giriyorsa HDP’nin de onlarla birlikte hareket ettiğini maalesef görüyoruz. Bizim tarihimizin ne kadar geriye gidersek gidelim hiçbir dönemine dair utanacağımız, duyduğumuzda, okuduğumuzda başımızı önümüze eğdirecek bir sıkıntımız, bir durumumuz söz konusu değildir.” diye konuştu.

Geçen yıl Temsilciler Meclisi’nde veya senatonun aldığı kararlara benzer şekilde Amerikan yönetiminin de “soykırım” konusunda bir açıklamada bulunacağına dair haberlerin yer aldığına dikkati çeken Şentop, bunun tamamen siyasi bir karar olduğunu vurguladı. Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Niye parlamentolarda milletvekillerinin bu konuyla, bu tarihi olayla ilgili bilgi sahibi olması, bazı tarihçilerin ifade ettiği gibi 100 binleri aşan belgeleri incelemesi ve daha sonra bir kanaate sahip olması ve bunun üzerine görüş bildirmesi, oy kullanması söz konusu değildir. Amerika Birleşik Devletleri‘nin herhangi bir yerindeki bir Temsilciler Meclisi üyesinin, bir senatörün, bu konuya dair bir kuruşluk bir kırıntı bilgiye sahip olmadığını hepimiz biliyoruz.”

En son 1981’de Amerikan Başkanı Ronald Reagan’ın bu ifadeyi kullandığını, o tarihten bu yana Amerikan başkanlarının “soykırım” ifadesini kullanmadan açıklama yaptığını aktaran Şentop, “Yeni Başkanın veya yeni yönetimin bu konuda önemli arşiv çalışmaları yapıp da yeni belgelere ulaşıp da bir fikir değişikliğine sahip olduğuna herhalde dünyada da Amerika’da da inanan kimse yoktur. Ne oluyor, birtakım lobilerle olan ilişkiler bağlamında birtakım farklı siyasi kararlara ulaşılıyor.” ifadesini kullandı.

Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerinin geldiği noktanın da burada kullanıldığını fakat bunun hiçbir ülkeye, hiçbir topluma veya tarihe katkısı olmayacağını dile getiren Şentop, şöyle devam etti:

“Türkiye bu tür açıklamalardan bir zarar görmüş müdür? Dünyada farklı ülkelerin parlamentoları böyle kararlar almıştır. Türkiye bir zarar görmemiştir. 1981’de Reagan bir açıklama yapmıştır, o tarihten bu yana Türkiye hangi zararı görmüştür? O günün Türkiye’si ile bugünün Türkiye’sini mukayese ettiğimizde çok daha güçlü, dünyada çok daha itibarlı, sözü geçen bir Türkiye tablosuyla karşı karşıyayız. Dolayısıyla Türkiye bundan bir zarar görmemiştir. Amerika Birleşik Devletleri 1981’de Başkan Reagan açıklama yaptığında ne fayda görmüştür? Türkiye-Amerika ilişkileri bundan ne fayda görmüştür, ne elde etmişlerdir? Ayrıca bu sorunun çözümü bakımından gerek Ermenistan gerekse dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Ermenilere ne faydası olmuştur bu açıklamanın? Hiçbir faydası yoktur.”

Bu tarihi konunun tarihçiler tarafından tartışılması gerektiğini aktaran Şentop, 1915 olaylarını konuşanlar ve bu konuda yazan akademisyenlerin tarihçiler olmadığını, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Türkiye’de adı öne çıkan birçok kişinin, hukukçu, edebiyatçı, sosyolog veya dil bilimi üzerine çalışanlar olduğunu söyledi.

Şentop, tarihçilerin kullandığı malzemelerin, delil olarak ele aldığı şeylerin ve üzerinde fikir ya da kanaat inşa ettiği hususların diğerlerinden farklı nitelik taşıdığını belirterek, tarihçilerin belgelere, kanıtlara dayanarak, mümkün olduğunca bunların tamamını görerek kanaatlerini dile getirdiklerini anlattı.

Ancak tarihçilerin konuşturulmak istenmediğini ifade eden Şentop, şöyle konuştu:

“Bu tür siyasi kararlarla tarih bilimiyle uğraşanlar üzerinde de bir mobbing oluşturmaya çalışıyorlar. Bunların da gerçekleri yazmaktan kaçınmalarını, çekinmelerini, korkmalarını sağlamaya çalışıyorlar ama hakikatler, gerçekler ortaya çıkmaya meyyaldir. Biz, Türkiye olarak bu hususlardan çekinmediğimizi Cumhurbaşkanımızın Başbakan olduğu dönemde, 2005’te, Ortak Tarih Komisyonu konusundaki teklifimizle ortaya koyduk. Türkiye’deki arşivleri açalım, bizim kendi tarihçilerimiz de Ermenistan’ın, üçüncü ülkelerin, kim meraklıysa onların hepsinin katılacağı bir komisyonla, bir çalışmayla Ermenistan da arşivlerini açtığı takdirde, böyle bir çalışmayla tarihi gerçekleri ortaya çıkaralım. Sonra onun üzerine görüş beyan etmek isteyen varsa ondan sonra konuşsun ama buna Ermenistan’ın da ona destek çıkanların da razı olmadığını, olumlu yaklaşmadığını biliyoruz. Çünkü onlar, karanlıkta birtakım temelsiz iddialarla manipülasyon yapmaya, siyasi sonuçlar ortaya çıkarmaya çalışıyorlar.”

-“Bunların Türkiye’ye zararı olmaz ama hiçbir kimseye de faydası olmaz”

Türkiye’nin bu konuda veya başka konularda tarihi gerçeklerle yüzleşmekten çekinmeyeceğini çünkü tarihinin temizliğine dair itimadının sonsuz olduğunu vurgulan Şentop, şöyle devam etti:

“Ayrıca ilginçtir, işin bir de o anlamda bir tarihi boyutu var. Bazı ülkeler, 1915 ve önceki, sonraki yıllarda Osmanlı Devleti’nin topraklarının Ermeniler, Ermenistan olmak üzere başka bazı ülkelere veya topluluklara verilmesine yönelik taahhüt içerisinde bulunmuşlardır. Görüyoruz tarihi bilgilerden, Vilayet-i Sitte meselesi, Wilson Kararlarında, yine aynı şekilde Ermenilere Fransızların, Osmanlı topraklarının bazı yerlerini vadettiğine dair tarihi belgeler var. O zaman onu elde edemeyen, bu alçak planları gerçekleştiremeyenler, biraz da belki onun bir sıkıntısıyla bu tür siyasi ama tarihi temeli olmayan iddialara destek vermektedirler. Bunların Türkiye’ye zararı olmaz ama hiçbir kimseye de faydası olmayacağını tekrarlamak isterim.”

-“Bu konuda en kirli tarihi olan ülkelerden birisi Amerika Birleşik Devletleri’dir”

ABD Başkanı Joe Biden’ın açıklamalarının hatırlatılması ve ABD’nin bunu “soykırım” olarak kabul etmesi halinde Türkiye’nin nasıl tavır alacağının sorulması üzerine Şentop, şu cevabı verdi:

“Bunun bir kere tamamen siyasi bir karar olduğunu, arka planını dikkate alarak söyledik ama sonrası bakımından böyle bir açıklama varsayalım olursa ki o da tam net değil. Olduğu takdirde sadece bir siyasi açıklama olarak kalacaktır, bunun herhangi bir hukuki temeli yoktur ama sonuç olarak bunun, iki ülke arasındaki ilişkileri olumsuz etkileyeceğini burada ifade etmek isterim. Türkiye de eğer tarihi konular bu şekilde siyasi kararlarla ortaya konulacaksa Türkiye’nin de Amerika’nın tarihine dair herhalde bir yasama döneminin bütününü de kaplayacak kararlar alma vaktimiz, zamanımız vardır. Bu konuda en kirli tarihi olan ülkelerden birisi Amerika Birleşik Devletleri’dir.”

“Tarih tarihçilerin işidir”

“Eğer bunu doğru bulmuş olsak dediğim gibi bir yasama dönemi değil, Avrupa ülkeleriyle ilgili olarak da kattığımızda, herhalde biz parlamento olarak işimizi, gücümüzü bırakıp bu tür kararları almak durumunda kalırız. Çünkü gerek ABD’nin gerek başka ülkelerin, Fransa’nın, İngiltere’nin, Almanya’nın, kim varsa bunların, 19. yüzyıl tarihine bakarak alabileceğimiz o kadar çok karar var ki ama bu yanlış olur. Biz, prensip olarak biz diyoruz ki tarih tarihçilerin işidir. Hukuki boyutları varsa o da hukukçuların ve mahkemelerin işidir. Siyasetçiler, parlamentolar, hükümetler, bakanlar, başkanlar bu konularla ilgili karar almaya başladığı zaman bunun sonu gelmez, bu ülkeler arasındaki ilişkileri sabote eder, zehirler. Biz bunu doğru bulmadığımız için kendimiz bunu yapmıyoruz ama bu tür karar alanlara karşı da gereken cevabı parlamento olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak da veririz. Gerekli mercilerde, bakanlarımız, hükümetimiz, Sayın Cumhurbaşkanımız da cevabı verir, verecektir her zaman.”

Bir gazetecinin, her 24 Nisan’da bazı ülkelerin bu tür kararlar aldığını, Türkiye’nin diğer ülkeler bu kararları almadan önce adım atması gerektiği yönünde eleştiriler yapıldığını ifade ederek, buna ilişkin planlarının olup olmadığını sorması üzerine Şentop, şunları söyledi:

“Türkiye bunları yaptı. Yani 1980’lerden itibaren o zaman Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nin özellikle 1915 olaylarıyla ilgili olan kısmına öncelik tanıyarak arşivleri biz bütün tarihçilerin, sadece Türkiye’deki değil, dünyadaki bilim adamlarının kullanımına, araştırmalarına açtık ve bu konuda belki 100’ün üzerinde tamamen arşiv belgelerine dayanan eser yayınlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisinde de 5-6 yıl belki azami 10 yıl içerisinde 10’dan fazla farklı dillerde eser yayınladığını ben biliyorum, var bunlar. Bunlar, birbirimize anlatmak için yazdığımız eserler de değil. Bunlar, farklı ülkelerin parlamentolarına, üniversitelerine kütüphanelerine gönderildi. Bu konuda bazı sempozyumlar, çalışmalar, toplantılar da yapıldı fakat bunlar da tabii ki iyi niyetli, gerçeği öğrenmek isteyen insanlara hitap eden çalışmalardır.”

1915 olaylarıyla ilgili tek bir cümle okumayan, hiçbir belge görmediğini herkesin kabul ettiği senatörlerin, milletvekillerinin, bakanların, başkanların, başbakanların bu konuda fikir beyan etmesinin iyi niyetle izah edilemeyeceğini belirten Sentop, bunların, gerçeği öğrenmek, gerçeği insanlara aktarmak için yapılan çalışmalar, faaliyetler ve söylemler olmadığını dile getirdi. Şentop, şunları kaydetti:

Törene TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu ile Dışişleri Bakan Yardımcıları Sedat Önal, Faruk Kaymakcı ve Yavuz Selim Kıran da katıldı.

(Bitti)

Kaynak: Anadolu Ajansı / Aybüke İnal Kamacı

internethaberleri için takipte kalın.